İzmir’in Sıcak Sokaklarında Başlayan Düşünceler
Güneş İzmir’in üstünde, ben hâlâ uykulu bir halde kahvemi içiyorum. Arkadaşlarım “Geç kalıyorsun, hadi çık!” diye bağırırken, içimden bir ses fısıldıyor: “Bekle bakalım, bugün Hüda Allah’ın bir ismi midir? sorusunu kafanda çözeceksin gibi hissediyorum.”
Evet, komik gelebilir ama benim beynim böyle. Arkadaş ortamında espri yaparım, şakalar patlatırım, ama tek başıma kaldığımda her şeyi fazla düşünüyorum. Kahvemi alıp balkona çıktım ve gökyüzüne bakarken, içimden gelen ilk düşünce bu oldu.
Kahve, Sokak Kedileri ve İç Sesim
Sokakta kediler koşturuyor, biri tam önümden geçerken ayağıma sürtünüyor. “Tamam be, bugün şanslı günüm mü?” diyorum kendi kendime. Ama sonra hemen aklıma o soru geliyor: “Hüda Allah’ın bir ismi midir?”
Kafamda bir senaryo canlanıyor: Arkadaşlarımla oturuyorum, biri bana soruyor:
— “Abi, Hüda Allah’ın bir ismi mi?”
Ben ise içten bir kahkaha atıp diyorum:
— “Vallahi sormayacağın soru kalmadı, bu da geldi!”
Ama sonra bir an durup düşünüyorum. Aslında bu kadar espri yaptığım hâlde, bazen gerçekten ciddi sorular kafamı kurcalıyor. Hani bazen gülerken birden ciddileşirsiniz ya, işte o an geliyor.
Çarşıda Rastlantı ve Diyaloglar
Çarşıya doğru yürürken arkadaşım Cemil ile karşılaşıyorum. Cemil her zaman olduğu gibi, elinde dondurma, suratında kocaman bir gülümseme:
— “Ne yapıyorsun ya, kafanı neden öyle dert ettin?”
— “Hüda Allah’ın bir ismi midir diye düşünüyorum.”
Cemil önce bir saniye duruyor, sonra kahkaha atıyor:
— “Abi sen her zaman bir şeyleri fazla düşünüyorsun!”
Ama işte, bu benim doğam. Arkadaş ortamında şaka üstüne şaka yaparım, ama içimde hep bir merak vardır. Mesela Hüda Allah’ın bir ismi midir sorusu, hem komik hem de düşündürücü. İnsan bazen kendini hem güldürür hem de düşündürürken buluyor.
Kendi Kendime Espri Üretirken
Eve dönerken, kendi kendime bir şarkı mırıldanıyorum: “Hüda Allah mı, Allah Hüda mı?” Tam bir saçmalık, biliyorum. Ama bir yandan da komik. İçimdeki espri ruhu, ciddi düşüncelerle bir araya geldiğinde böyle garip, ama eğlenceli bir karışım çıkıyor.
Bir yandan da kendime diyorum: “Ya bu soruyu araştırmalı mıyım yoksa sadece kafamda eğlenmeye devam mı etmeliyim?” Ve cevabı buluyorum: neden ikisi birden olmasın? Hem araştırırım, hem dalga geçerim. İzmir’in sahilinde yürürken, martılar bile sanki bana eşlik ediyor.
Küçük Anekdotlar ve Gülümseten Anlar
Arkadaşlarla çay bahçesine oturuyoruz. Cemil yine şaşırtıyor beni:
— “Abi sen bugün çok ciddisin ama bir yandan da komiksin. Nasıl yapıyorsun bunu?”
— “İzmir insanı olmanın getirdiği bir yetenek,” diyorum gülerek.
Ve o anda fark ediyorum ki, Hüda Allah’ın bir ismi midir sorusu, benim için sadece dini bir merak değil. Aynı zamanda hayatın komik ve düşündürücü yanlarını birleştiren bir araç gibi. Arkadaşlarım gülüyor, ben hem gülüyorum hem de içimde ufak bir şaşkınlık yaşıyorum.
Düşüncelerle Espri Arasında Sıkışan Bir Gün
Akşam olunca, İzmir’in sahilinde tek başıma yürürken, kendi kendime tekrar soruyorum: “Hüda Allah’ın bir ismi midir?”
Cevabı henüz bilmiyorum, ama artık umursamıyorum. Çünkü gün boyunca hem güldüm, hem düşündüm, hem de kendimle dalga geçtim. Bu sorunun cevabı belki bir gün ortaya çıkar, ama önemli olan, yolculuk sırasında yaşanan küçük komik ve derin anlar.
Kendi kendime bir not düşüyorum: “Hayat bazen soruların cevabını bilmek değil, onları düşünürken gülüp, düşündürürken de gülmektir.”
Ve işte, İzmir’in gece ışıkları altında, hem kahkahalar hem de düşünceler yan yana yürüyor. Hüda Allah’ın bir ismi midir sorusu hâlâ kafamda, ama artık beni endişelendirmiyor; aksine, hem eğlendiriyor hem de düşündürüyor.
Son Söz: Espri ve Düşünce Dengesi
Arkadaş ortamında espri yapmak, hayatı hafife almak değil. Ben bunu çok iyi biliyorum çünkü içten içe her şeyi fazla düşünüyorum. Hüda Allah’ın bir ismi midir sorusu, işte tam olarak bu ikili hâlin sembolü: hem ciddi hem komik, hem düşündürücü hem eğlenceli.
Ve en güzeli, hem kendimle hem de çevremle dalga geçerken, okura saygı duyabiliyorum. Çünkü hayat, bazen soruların cevabını bilmek kadar, o soruları düşünürken gülmeyi de bilmektir.
İzmir’in sokaklarında, kahve kokusu ve martı sesleri eşliğinde, hem gülüyor hem düşünüyorum. Hüda Allah’ın bir ismi midir sorusu hâlâ orada, ama artık sadece bir soru değil; aynı zamanda bir kahkaha ve bir düşünce karışımı.