Akîka Kurbanı Vekalet Nasıl Verilir?
Bir gün, Kayseri’nin sıcak bir yaz akşamında, annem telefonla bana seslendi: “Oğlum, Akîka kurbanını halletmen lazım.” O an, kelimenin tam anlamıyla ne demek olduğunu anlamadım. İçimden, yine bir şey unuttum, ya da gereksiz bir şey mi oldu? diye geçirdim. Ama sonra bu konunun aslında ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Aklımda, nasıl yapılacağı, nasıl ilerleyeceği gibi sorular belirmeye başladı.
Akîka kurbanı, aslında basit bir şey gibi görünse de bir aile olarak, bir topluluk olarak bir sorumluluk. Bizim için bu ritüel, çocuklarımızın sağlıklı bir yaşam sürmesi için yapılan bir dua, bir hayır, bir nevi hayırlı başlangıç. Yani, bu tür bir sorumluluğu taşımak, içimde hem heyecan uyandırdı hem de korkuttu.
İçimdeki Hayal Kırıklığı: İlk Adımlar
İlk başta, akîka kurbanını vekâletle verme fikri bana biraz yabancı geldi. Aklımda, “Neden kendim gitmesem?” gibi sorular vardı. Sonuçta, bir insanın çocukları için yaptığı bu kutsal görevde, en iyi hizmeti verebilecek kişi kendisi değil miydi? Ama annemin söyledikleri kafamı karıştırdı: “Vekaletle yapılabilir, dediğim gibi yaparsan işin kolaylaşır.”
İlk defa vekaletle bir şey yapmam gerektiğini duyduğumda, içimde bir burukluk oluştu. Bu kadar önemli bir şeyde, başkalarına vekalet vererek uzaklaşmak, biraz kendi sorumluluğumdan kaçmak gibi hissediyordum. Hani bazen, önemli bir şey yaparken, sorumluluğu taşımaktan kaçınmak, belki de korkudan ya da tembellikten olabilir. Ama sonra fark ettim ki, bu aslında bir kolaylık. Hem de, bir ibadet, bir kurban kesme işini en doğru şekilde, en sağlıklı şekilde yapabilmek adına en iyi yolu seçmekti. Hani bazen insanlar sevapları, Allah’ın işlerini layıkıyla yapabilmek için en iyi şekilde yerine getirmek isterler ya, işte bu da onlardan biriydi.
Vekaletle Yapmanın Mantığı: Hem Kolay Hem Anlamlı
Vekalet vererek yapılan akîka kurbanı, hem zaman hem de sağlık açısından çok daha kolay olabilir. Çünkü Kayseri gibi bir şehirde, kurban kesmek kolay bir iş değil; hayvanları almak, yerini hazırlamak, etin düzgün kesilmesi ve dağıtılması gibi bir sürü işlem var. Ama bir vakıf ya da bir kuruluş aracılığıyla vekalet verildiğinde, bir çok yük üzerinizden kalkıyor. Kendi kurbanınızı değil, bir yetkiliyi görevlendiriyorsunuz. O kişi, kurbanı sizin adınıza doğru bir şekilde kesiyor ve siz sadece sevabını alıyorsunuz.
Bunu öğrenince, bir nebze rahatladım. Ama hala içimde bir korku vardı. Acaba o kurbanı verdiğim kişi, işleri düzgün yapacak mı? Hem bir dini sorumluluk var, hem de yapılacak işin doğru olup olmadığına dair bir kaygı. O an, işin manevi boyutunu bir kenara koyup gerçekçi bir düşünceye yöneldim: Ben bu işleri kendi başıma yapamazdım, belki de en doğrusu bir uzmandan yardım almak.
İlk Telefon: Vekalet Veren Kurumlarla İletişim
Bir sabah, annemle konuştuğumda vakfı aramam gerektiğini söyledi. Bu, daha önce hiç düşünmediğim bir yoldu. Vekaletle nasıl bir kurban kesileceğini öğrenmek, ne zaman yapılacağını belirlemek için hemen araştırma yapmaya başladım. Telefonu açıp, kurumu aradığımda, her şeyin çok basit olduğunu ve işlemin hızlıca gerçekleşeceğini söylediler. Şaşırmıştım, çünkü böyle bir şeyin ne kadar zahmetli olabileceğini düşünüyordum. Ama her şey gerçekten çok düzenli ve açıklayıcıydı. Onlar, bu kurbanı sizin yerinize en doğru şekilde gerçekleştiriyor ve siz sadece hayır yapmanın huzurunu yaşıyorsunuz.
İçimde bir rahatlama vardı. Sonuçta, başkalarına vekalet vererek doğru bir iş yapılacağına dair kesinlikle güvenim oluştu. Bu, aynı zamanda dini sorumluluğumu yerine getirebilmek adına, en doğru yoldu. Kurum bana, vekalet için ne yapmam gerektiğini adım adım anlattı. Bir form doldurup, kurbanın kesilmesi için gereken ücret yatırılacak ve gerisi onların işi olacaktı. Huzur içinde bir sevap kazanma düşüncesi içimi ısıttı.
Bir Yükten Kurtulmak: Hem Pratik Hem Manevi Bir Kazanç
Bir hafta sonra, akîka kurbanının kesildiğini öğrenmek beni çok mutlu etti. Sonuçta, benim adımla kesilen kurbanın etinden bir kısmı, yoksul insanlara dağıtılacaktı. O an, kendimi biraz daha huzurlu hissettim. O kadar önemli bir şey yapıp da, birilerini daha mutlu edebilmek… Hani bir bakıma, kendimi dini sorumluluğumu yerine getiren biri gibi hissettim. Ama bir yandan da, birinin benim yerime yapması, bir anlamda güven sağlamak demekti. Bir de işin diğer tarafı var: Yine de ben bir şekilde katkı sağlamış oldum.
Kurbanın kesildiğini, etinin dağıtıldığını duyduğumda, gerçekten içimden bir rahatlama geçti. Hem vicdanım rahatladı hem de manevi olarak doğru bir iş yapmış olmanın huzurunu yaşadım. Kayseri’nin sokaklarında dolaşırken, sanki bir şeylerin dönmesinin gücünü hissediyordum. Akîka kurbanı, bazen sadece et dağıtmak değil, hayata daha umutlu bakmayı da sağlıyordu.
Sonuç: Birlikte Olmak, Paylaşmak ve Vekaletin Gücü
İçimi rahatlatan bir şey vardı: Vekalet vererek yapılan bu tür dini sorumluluklar, aslında her açıdan kolaylaştırılmış ve anlamlandırılmış bir yoldu. Bazen, ne kadar zahmetli gibi görünse de, başkalarına güvenmek, onlara vekalet vermek, kendi sorumluluğumuzu da en iyi şekilde yerine getirmek demekti. Hem pratik bir çözüm hem de manevi olarak huzur verici bir hareketti. O yüzden, belki de bu kadar önemli bir sorumluluğu yüklemek, diğerlerine de kolaylık sağlamaktı. Hem dinî hem de insani açıdan, bu deneyim bana çok şey öğretti.
Bir daha akîka kurbanı hakkında bir şey düşündüğümde, o ilk telefonla başlayan süreç, beni daha bilgilendirilmiş, rahatlatılmış ve huzurlu bir insan yaptı. Gerçekten, bazen yükleri paylaşmak, sadece başkalarına değil, kendimize de büyük bir huzur getiriyor.