İçeriğe geç

Erkek erkeğe ilişkinin günahı nedir ?

Erkek Erkeğe İlişkinin Günahı Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış

Erkek Erkeğe İlişkinin Günahı Nedir? Sadece Bir İdeoloji Mi?

Erkek erkeğe ilişkinin günahı nedir? Bu soruya yaklaşırken, birçoğumuzun aklında dini, kültürel veya toplumsal bakış açıları şekilleniyor. Ancak bu soruyu sadece ahlaki bir kılavuzla yanıtlamak, çok dar bir perspektife sahip olmanın ötesine geçemiyor. İnsanların hayatlarında, sokakta gördüğüm birçok sahnede bu mesele, yalnızca bireysel tercihlerle değil, toplumsal yapılarla, çeşitlilikle ve sosyal adaletle doğrudan bağlantılı bir konu haline geliyor. Kendi deneyimlerimle bunu anlatmaya çalışacağım. Çünkü hayat, teorilerin ötesinde ve bazen gerçekler, kitaplarda yazanlardan çok daha keskin bir şekilde gözümüze çarpıyor.

Toplumsal Cinsiyet ve Erkek Erkeğe İlişki

Bir gün sabah işe giderken, İstanbul’un sıkışık sokaklarından birinde yürürken, bir grup gencin, ellerinde telefonlarla yürüdüğünü gördüm. Kafalarındaki düşünceler, herkesin ne düşündüğünü okumak mümkün değil ama birinin Instagram paylaşımlarına baktığında o kadar rahatlar ki, yan yana yürüyen bu iki adamın birbirine dokunması, belki de yalnızca dostane bir hareketti. Fakat bu harekete, sanki birbirlerine çok daha yakınlarmış gibi, insanlar dikkatle bakmaya başladılar. Ne var bunda? Ne yapacaklardı, birbirlerine sarılsalar mı? Ama bir şey fark ettim: Toplumumuzun, erkeklerin birbirine gösterdiği yakınlıkla ilgili yanlış bir algısı var.

Toplumsal cinsiyet normları, bu tip bir yakınlığı, “erkeklerin birbirine yakın olmasının yanlış olduğunu” telkin eden bir şekilde yapılandırıyor. Eğer erkek erkeğe ilişkinin gayri ihtiyari bir yakınlık içermesi söz konusuysa, toplum bunu genellikle bir “günah” olarak görür. “İki erkeğin birbirine yakın olmasına” bu kadar takılmamızın nedeni, toplumsal cinsiyet rollerinin dayatmalarıdır. Oysa ki, erkekler de bir insan, duygusal bağ kurabilirler, birbirlerini severler, birbirlerine sarılabilirler… Ama bu, toplum tarafından, ya da daha doğrusu dominant heteroseksüel bakış açısıyla tanımlanan “doğru” cinsiyet normlarına uymadığı için genellikle yadırganır. Oysa ki, burada aslında kadınların ve erkeklerin davranışları arasındaki kalıplaşmış farklılıkların üzerinde duruyoruz.

Çeşitlilik ve Erkek Erkeğe İlişkinin Toplumsal Kabulü

Erkek erkeğe ilişkinin “günah” olup olmadığı sorusu, aynı zamanda cinsel çeşitliliği anlamaya dair bir engel oluşturuyor. Çünkü bu mesele sadece cinsel yönelimle ilgili değil; toplumsal cinsiyetin, kültürün ve çevremizdeki sosyal baskıların bizlere dayattığı normlarla da alakalı. Bu bağlamda, erkek erkeğe ilişkiler bir çeşit norm dışı davranış olarak görülebilir, ancak bu, evrensel bir gerçeklik değil. Dünya çapında farklı kültürlerde ve topluluklarda, erkekler arasında duygusal bağlar ya da fiziksel yakınlık çok daha doğal ve kabul görebilir bir durumdur.

İstanbul’da, özellikle toplu taşımalarda ve sokaklarda karşılaştığımız sahneler, bazen cinsiyet normlarının ne kadar katı olduğunu hatırlatıyor. Çeşitli gruplar, erkek erkeğe ilişkiyi ya “yabancı” ya da “yasaklanmış” bir şey gibi görmekte zorlanıyorlar. Bir gün işyerinde, bir arkadaşımın eşcinsel olduğu fark edilince, “Bunu anlamak gerçekten zor” diyen birini duydum. Fakat ne kadar zor olursa olsun, eşcinsel bireylerin hakları, yalnızca “anlaşılmak” değil, tanınmak ve kabul edilmektir.

Bunun gibi örnekler, yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda kültürel bir meselenin de göstergesi. Çünkü her birey, sosyal çevresi, ailesi ve toplumundan farklı beklentilere sahiptir. Erkek erkeğe ilişkinin, pek çok topluluk için hala tabu olması, bu çeşitliliğin kabul edilmesindeki en büyük engel. Oysa ki bu bağlamda, insanlar, birbiriyle dostça, sevgisel ya da romantik bağlar kurabilmeli. Ancak bu durumun, hâlâ “günah” ya da “doğru-yanlış” perspektifinden tartışılması, toplumsal eşitlik önünde bir engel olarak duruyor.

Sosyal Adalet ve Erkek Erkeğe İlişkinin Toplumsal Yansımaları

Sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, erkek erkeğe ilişkinin “günah” olarak nitelendirilmesi, insan hakları ve eşitlik açısından bir sorun oluşturuyor. Çünkü her bireyin kendi cinsel yönelimini ve ilişkisini yaşayabilmesi gerekir. Toplum, bu ilişkiyi “doğru” ya da “yanlış” olarak sınıflandırmamalıdır. Evet, bunun için birçok kültür ve inanç farklılıkları mevcut ama her bireyin kendi kimliğini özgürce ifade edebilmesi ve bu ifade biçimine saygı gösterilmesi, toplumsal adaletin temel unsurlarından biridir.

Bir arkadaşımın, “Toplum böyle kabul etmiyor ama ben rahatım” dediği bir konuşmayı hatırlıyorum. Yine, toplu taşıma araçlarında bazen insanların bakışlarını fark ettiğimde, cinsel yönelimlerine göre kimseyi yargılamanın ne kadar zor olduğunu düşünüyorum. Her bireyin, kendi cinsel yönelimini açıkça ifade etme hakkı var. “Günah” kavramı, toplumsal dayatmalardan beslenen, genellikle hoşgörüsüzlükten doğan bir olgu. Bu bakış açısını değiştirebilmek, ancak tüm bireylerin eşit haklar ve özgürlükler için mücadele etmesiyle mümkün.

Sonuç: Erkek Erkeğe İlişkinin Günahı Nedir? Kim Belirliyor?

Erkek erkeğe ilişkinin günahı nedir sorusunun cevabı, aslında toplumun neyi kabul edip neyi dışladığıyla ilgilidir. Bu, toplumsal cinsiyet normlarının, kültürel algıların ve sosyal baskıların bir yansımasıdır. Ancak, herkesin kendi kimliğini ve ilişkisini özgürce yaşayabileceği bir toplum yaratmak, bu tür soruların da önüne geçecektir. Yalnızca “günah” kavramına takılmak, toplumsal eşitlik ve çeşitliliği yok saymak anlamına gelir. Hepimiz birer bireyiz, ve bu dünyada en doğal haklarımızdan biri de kendi kimliğimizi özgürce ifade edebilmemizdir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
pia bella casino giriş